ICHELİQUE AND ICHELİCK NİŞANTAŞI’NDA BİR BRONZ ATÖLYESİ

Helen /batı/ ve İbrani /Doğu/ uygarlıklarının kurulduğu yayıldığı yukarı Mezopotamya/ Sümer, Babil, Pers, Asur, Mısır ve aşağı Mezopatamya yani Anadolu’da temellenen uygarlıklarda heykel yapımı ve üretimi güçlü geleneksel kökler üzerinden günümüze dek hiç aksamadan uzanır. Bu saydığımız yüksek uygarlıkları heykel sanatı olmadan düşünmek olanaksızdır neredeyse. Özellikle Anadolu’da Helen, Roma, Yunan kent-devletlerinde heykel atölyeleri çok prestijli kralların, prenslerin ve satrapların sık sık ziyaret ettiği kültür merkezleri konumundaydı. İlk çağ Mezopotamya heykel işçiliğinde kullanılan malzeme taştı. Anıtmezar ve kabartma işciliği ve statua, duvar rölyefleri hep taş kullanılarak yapılmaktaydı. Mısır firavun heykelleri ve Asur; Lamassu krallarını onurlandırmak ya da ölümsüzleştirmek için taşlara oyulan örnekler ve pramitlerde kabartma işçiliği olarak karşımıza çıkar. Heykel’in mimari ile birlikte yol alışı M.Ö 5 YY’de dek sürmüş; bu tarihten sonra ilk kez Yunan heykel sanatında tunç ve bronz işçiliği başlamıştır. Bu aşamada tarihte ilk kez; Yunanlı heykeltraş Myron’un Diskobolos adlı eseriyle yunan heykel sanatında bronz işçiliği başlamış olur. Heykel sanatının bu eski ve görkemli malzemesinin Anadolu’da ilk kullanımı M.Ö 8 000’e kadar geri gider. Altın, gümüş, bronz, demir ve tunç gibi maden işciliğinin, maden dövmeciliğinin ve heykel dökümünün bu denli değerli bir zanaat ve sanat oluşunun kökeni kadim uygarlıkların zengin besleyici dünya görüşleri ve vizyonlarının taşıyıcı bir misyon edinmesindendir. Anadolu’da Helen uygarlıklarının hüküm sürdüğü dönemde Bergama, Letoon, Afrodisyas, Efes, Halikarnosos gibi site-kentlerde çok sayıda heykel atölyesi bulunmaktaydı. Bu işliklerde çalışan mermer ve taş ustaları bu yüksek uygarlığın sanatsal üretimini gerçekleştirmekteydiler. Kuşaklar boyunca sanatcı ve zanaatcı yetiştiren Roma dönemi heykel atölyeleri insanlığın üç boyutlu sanat üretiminin ana dinamoları olarak tarih boyunca insanlığa hizmet etmişler ve kültür odakları olarak çalışmışlardır. Bugün artık tarihe karışmış bulunan Anadolu heykel atölyeleriyle & çağdaş dünyanın heykel atölyeleriyle yer değiştirmiş bulunuyor.

Çağdaş dünya koşullarında mermer atölyeleri yerine bronz atölyelerinin daha gözde olması bu madene duyulan tutkuyla yakın ilişkilidir. İçimizden biri;Erhan Köz; İstanbul’un orta yerinde Nişantaşı gibi gözde bir semtte kendi kurduğu heykel atölyesi Ichelique and Ichelıck’de I986’dan bu yana heykel dökümü gerçekleştiriyor. I976’da ilk kez bu mesleğe atılan Köz, heykel dökümünün tüm inceliklerine vakıf bir uzman olarak yıllardır bu mesleğe emek dökmekte.....II00 derecelik bütün madenlerin dökümünü yapabilecek kapasitede yüksek tekmoloji bir fırını bulunan atölyede; aynı zamanda taşla bronzu bütünleştirebilecek en yeni teknikler uygulanıyor. Türkiye’de hiç bir atölyede bulunmayan bu büyük fırın; Erhan Köz’ün maharetini ortaya koyduğu en önemli araçlarından birisi ve adı da bana göre; Myron olmalı.Yanı sıra üretilen heykellere renk vermek ya da renklendirmek için kullanılan patina formüllerı hiçbir boya kullanılmadan gerçekleştiriliyor. Doğal yollardan kimyasal bileşimler kullanılarak yapılan patina ise apayrı uzmanlık isteyen bir alan. Bronz işçiliğinde bir heykelde yekpare döküm son derecede önemli ve çok zor ulaşılan bir nokta. Söz gelimi bir heykelin kolunu bacağını ayrı ayrı yapıp sonra bunları birbirine yapıştırabilirsiniz. Oysa Erhan Köz böyle çalışmıyor. Olabildiğince heykelleri bir bütün olatak yekpare dökmeye çalışıyor. Ve bu alanda teknik donanımı da oldukca ileri düzeyde. Bir metre yirmi santim boyutlarında yekpare bronz dökümü yapacak teknik donanımı ve üstün bir sabrı var. Heykel sanatçılarının tazlarını, eğlimlerini, estetik ritmlerini kavrayıp uygulamak Erhan Köz’ün çalışma disiplini içindeki en önemli ilkeyi oluşturuyor. Sanatçılarla çalışırken olabildiğince aynı dili yakalamak onların dilini bronzun katı maddesine aktarmak işte; Köz’ün çalışma prensipleri. Tıpkı yaratıcı bir sanatçı gibi gece gündüz bir heykelin üzerinde çalışmak ve onu kusursuz bir formda ortaya çıkarmak. Buda ona heykelin yaratıcısıyla aynı söz hakkını veriyor. Çünkü bir sanatçı tarafından yaratılan estetik bir imgeninin üç boyutlu bir bronz esere dönüşmesi, hayat bulması ancak Köz’ün dönüştürücü gücü ve tutkulu çalışmasıyla gerçekleşebiliyor. Atölyesinde çalıştığı sanatçılar arasında plastik sanatların ünlü ve yetenekli artistlerinin yanısıra; genç heykel kuşağıda bulunuyor.

Maria Kılıçlıoğlu, Yakut Ayverdi, Müfide Çalık, Zühtü Müridoğlu, Sermin Güneş, Sema Tahincioğlu, Saadet Özkan, Nilhan Sesalan, Serap Gümüşoğlu gibi sanatçılarla çalışan Erhan Köz heykel işliği; bu güne dek sayısız heykel dökümü gerçekleştirmiş heykel sanatının varoluşuna imza atmış,heykel sanatının toplumda yaygınlaşmasına katkıda bulunmuş öncü bir atölye. Bu öncü tavrını sahibi Erhan Köz’den alan bu heykel atölyesi yeni çağın başlağıçında yepyeni misyonları üstlenmeye hazır sanat çağına adım atmayı hazırlanıyor.